Bize biraz kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?
Ben Robert Lisesini tamamladıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Mühendisliği ve Matematik bölümlerinden lisans derecelerini, Brown Üniversitesi Uygulamalı Matematik bölümünden de yüksek lisans ve doktora derecelerini aldım. 5 yıl General Motors firmasının araştırma laboratuvarında "senior research scientist" ve "staff research scientist" olarak görev yaptıktan sonra Türkiye'ye dönerek Boğaziçi Üniversitesinde öğretim üyeliğine başladım. Boğaziçi Üniversitesinde BUPAM yapay görme ve örüntü laboratuvarını kurup ulusal ve uluslararası kaynaklardan destek alarak uygulamalı birçok çalışma gerçekleştirdim. Ancak bu uygulamalı çalışmaların hayata geçirilmesinde büyük zorluklar yaşadık. Üniversitede gerçekleştirilen araştırmaların ürünleştirilebilmesi ya da bir ürünün içine entegre edilebilmesi için ciddi bir ARGE sürecinin gerektiği ve bu işi yapmak için ara teknoloji şirketleri gerektiğini gördüm ve 1997 yılında iki mezun öğrencim ile birlikte Vistek Bilgisayar ve Danışmanlık limited şirketinin kuruluşunda yer aldım ve yapay görme tabanlı otomasyon sistemleri konusunda özgün çözümler üretmeye başladık. O yıllarda Türkiye'deki ortam şartlarının yerli teknolojilere çok açık olmamasının sonucu olarak Vistek Ltd. olarak uluslararası projelerde yer almaya başladık, Uluslararası Başarı ödülü, EUREKA başarı öyküsü gibi çeşitli ödüller alarak çalışmalarımızı sürdürdük.
2001 yılında Boğaziçi Üniversitesinden ayrılarak Sabancı Üniversitesine geçtim ve VPALAB Yapay Görme ve Örüntü Analizi laboratuvarını kurdum. VPALAB Amerika, Japonya, Avrupa Birliği'nden ve yerli ARGE destek kurumlarından çeşitli projeler alarak kısa zamanda hızlı bir büyüme gösterdi, 2005 yılında da Avrupa Birliği tarafından potansiyel mükemmeliyet merkezi seçildi. Bir yandan da Vistek bünyesinde uygulamalı çalışmalarımız devam ediyordu. 2006 yılında yeni bir yapılanma ile Vistek Ltd. tasfiye sürecine girdi, üniversite sanayi işbirliğini arttırmak için kurulan ve üniversitelerde geliştirilen fikirlerin sanayileşmesi için destek veren Sabancı Üniversitesinin Teknoloji Yatırım şirketi Inovent A.Ş.'nin katılımı ile Vistek Yapay Görme ve Otomasyon A.Ş. kuruldu.
2009 yılı Mart ayında da yapay görme konusunda Avrupa'da 1 numara, dünyada da ilk 5 arasında bulunan ISRA Vision AG firması benimle temasa geçerek Vistek A.Ş.'ye ortak olmak istediğini bildirdi. 9 aylık görüşmeler sonucunda Aralık 2009'da ortaklığı gerçekleştirdik ve ismimizi Vistek ISRA Vision Yapay Görme ve Otomasyon A.Ş. olarak değiştirdik.
Buluş yapmaya ne zaman başladınız?
Somut bir zamandan bahsetmek çok zor. Aslında çoğumuzun hayatında yaşadığımız problemlere çözüm bulma arayışı içinde oluşturduğumuz yenilik içeren çözümler var. Özellikle de akademik camiada çalışan kişilerin hayatlarının önemli bir parçası araştırmalar yapmak, yeni bir şeyler bulmak.
Sizin için en fazla anlam taşıyan buluşunuz hangisi?
Böyle bir ayrım yapmak çok zor. Çalıştığınız her konu, ürettiğiniz her yenilik sizin bir parçanız.
Ben Türkiye'ye döndüğüm ilk yıllarda (1980'lerin sonu) fikri mülkiyet kavramları Türkiye için çok yeniydi, hatta hiç gündemde değildi diyebilirim. 4. Çerçeve'de bir projede yer almak için davet aldığımda üniversitemizin avukatına gittim ve yardım istedim, ancak hiç yardım alamadım. Son yıllarda ARGE desteklerinin artması, fikri mülkiyet bilincinin de artmasına ve bu konuda yetişmiş hukuk insanlarının yetişmesine sebep olmuştur. Patent ile ilgili mali desteklerin de oluşması bizlerin bu konudaki çekincelerimizi aşmamızı sağlamış ve yaptığımız çalışmalar için patent korumasına başvurmamıza ön ayak olmuştur.
Öğrencilerinizin buluş yapma eğilimi var mı?
Çok memnuniyetle izlemekteyim ki son dönemde gençlerde bu konuda büyük bir bilinçlenme ve istek var. Pek çok öğrenci ile sohbetlerimiz sırasında gelecek planlarını sorduğumda "patente dönüşecek bir çalışma yapmak istiyorum" cevabını alıyorum.
Türkiye'nin sayılı kadın buluşçularından biri olarak, kadın buluşçu olmanın zorluklarından ve bunları nasıl aştığınızdan biraz bahsedebilir misiniz?
Ben şahsen kadın olmanın çok fazla dezavantajını yaşamadım. Bunda eşimin ve çocuklarımın desteğinin önemli bir rolü var tabii ki.
“3D Scanner” adlı buluşunuzda 8 tane başvuru sahibi var. Bu başvuru sahipleri patent haklarını nasıl paylaştı?
Bu buluşumuz Fransa'da bir üniversite ile birlikte geliştirdiğimiz bir çalışma sonucu gerçekleşmiştir. Şu an hala 2 üniversite arasında sözleşme çalışmaları devam etmektedir.
Bir patent başvurunuzda yabancı başvuru ortaklarınız var (Fransız). Yabancılarla ortak patent başvurusu yapmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Fransız ortaklarla birlikte ortak patent başvurusu oldukça sancılı bir süreç oldu. Fransız üniversitenin ilgili kurumlardan onay almaları çok uzadı. Sonunda "siz başvuruyu yapın biz daha sonra katılalım" dediler ve biz başvuruyu Sabancı Üniversitesi olarak gerçekleştirdik. Ancak Fransız üniversitesindeki araştırmacıların adları da patent başvurusunda yer aldı.
AB 7. Çerçeve programı kapsamında çalışan uzmanlarımızdan biri olarak bize ne tür çalışmalar yaptığınızı anlatır mısınız?
Ben 10 yılı aşkın bir süredir çerçeve programları içinde yer alıyorum. 4. Çerçeve kapsamında bir projede yer aldım, daha sonra 6. Çerçeve'de Sabancı Üniversitesinde kurucusu olduğum VPALAB AB tarafından "potansiyel mükemmeliyet merkezi" seçildi ve desteklendi. Gene 6. Çerçevede Phillips ve Hollanda ile birlikte Marie Curie transfer of knowledge programından destek aldık. Vistek ISRA Vision olarak da AB 7. Çerçeve programından Vicomo – Visual Context Modeling isimli bir proje kapsamında destek almaktayız. Ayrıca 6. Çerçevenin başından beri AB projelerinin değerlendirilmesinde hakem olarak görev yapmaktayım.