Markaların benzerliği nasıl değerlendirilir?

Benzer markaların farklı kişiler adına tescil edilmesini önleyen hükümlerin uygulanabilmesi için, markalardaki ayniyet veya benzerlik yeterli olmayıp bunların aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler için kullanılması da gerekmektedir.

 

Geçen ay yayınlanan sayımızda bahsedilen ve benzer markaların farklı kişiler adına tescil edilmesini önleyen hükümlerin uygulanabilmesi için, markalardaki ayniyet veya benzerlik yeterli olmayıp bunların aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler için kullanılması da gerekmektedir.

 

Mal ve hizmetlerin aynı tür olup olmadığının incelenmesi, dünyada ilk kez 1957 yılında kabul edilerek yürürlüğe giren ve Türkiye’nin de taraf olduğu "Marka Tescilinde Eşyaların ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına ilişkin NİCE Anlaşması"na göre yapılmaktadır. Bu anlaşmaya göre mallar 34, hizmetler ise 8 ayrı sınıfa ayrılmıştır.

 

Ancak bu tebliğde farklı “sınıflara ve gruplara” dahil olmakla birlikte, birbirleri ile iltibas yaratacak nitelikte olan ve halkı yanıltarak kamu düzenini bozacak biçimde birbirleriyle ilişkili mal veya hizmetler de aynı tür olarak değerlendirilmektedir.  Tebliğde açıkça, “sınıflandırma tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi konusunda özellikle bağlayıcı olmayacaktır” denmektedir. Çünkü markaların uluslar arası sınıflandırılması sadece tescil amacına hizmet etmekte olup koruma sınırlarıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Ancak,  mal ve hizmetlerin benzerliğinin tespitinde; söz konusu alt gruplar ve sınıflardan yararlanılmayacağı anlamına da gelmemektedir. Dolayısıyla, farklı alt gruplara ve/veya farklı sınıflara dahil mal veya hizmetlerin birbiriyle iltibas yaratması mümkün olmaktadır.  Gerçekten, mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde ise, bunların benzer tüketici çevresine hitap edip etmediklerine ve benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına bakılır. Bu anlamda, turistlere konaklama hizmeti verilmesi ile yazlık evlerin kiralanması ve idaresi arasında, kara taşıtları ile kara taşıtları bakım ve onarım hizmetleri arasında benzerlik olduğu söylenebilecektir.

 

Bu hususa diğer bir örnek, 12. sınıfta ifade edilen “taşıtlar” ile 37. sınıfta ifade “kara araçlarının bakım ve tamiri hizmetleri” arasındaki net benzerliktir.

 

Bu durum Türk Patent Enstitüsü uygulamaları ile de doğrulanmaktadır. Şöyle ki, 25. sınıfta tescil edilmek istenen ZİNGARO marka başvurusunun tesciline karşı 03. sınıfta başka bir  şirket adına tescilli bulunan ZİNGARO markasının varlığı gerekçe gösterilerek yapılan itiraz; başvurunun ayak giysileri mallarının moda sektörü olarak nitelendirilebilecek ürünleri kapsadığı, itiraz edenin ise tescil alanının kozmetik ürünleri olduğu ve yine bu markanın da moda sektörü olarak nitelendirilebilecek ürünleri kapsadığı, bu nedenle söz konusu ürünlerin

 

  • Piyasa anlayışı
  • Benzer alıcı çevresine hitap etmeleri
  • Benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları
  • Son kullanıcıları, kullanım amaçları, birinin diğerini tamamlama imkanının olması
  • Dağıtım kanallarının ortak bulunması
  • Kullanım yöntemleri ve hedeflenen halk kesimleri

 

göz önüne alındığında aynı tür olarak değerlendirilebilecekleri gerekçeleriyle kabul edilerek söz konusu başvurunun reddedilmesine karar verilmiştir.

 

Son olarak, markaların benzerliği değerlendirilirken, mal veya hizmetin pazar payı da önem kazanmaktadır. Benzerlik kavramı yanılma ile doğrudan ilişkili olduğundan, sürümü çok olan ve halkın her gün kullandığı ihtiyaç maddelerinin değerlendirilmesi ile, bilgilenmiş kişilerce satın alınan ve tüketilen malların değerlendirilmesi de farklı olmalıdır. Örnek olarak; peynir, ekmek gibi herkes tarafından her gün tüketilen ve her yerde satılan mallar için kullanılacak markalarda halkın yanılma oranı, bir iş makinesi satın alacak müteahhidinkinden fazla olacaktır. İş makinesinin üreticisi de tüketicisi de sınırlı sayıda olduğundan, aldanma söz konusu olmayacaktır.

 

İlaç markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığının saptanmasında ise, reçete ile satılması zorunlu olan-olmayan ilaç ayırımı yapılmaktadır. Reçete ile satılan ilaçlarda, doktor ve eczacıların görüşleri, bu zorunluluğa tabi olmayan ilaçlarda ise, orta düzeydeki alıcıların algılaması esas tutulmaktadır. Tüketicinin korunması için birinci durumdaki tüketim mallarının markalarındaki benzerliklerin araştırılmasında daha duyarlı davranılması gerekmektedir.

 

Seçilen işaretin tesciline engel teşkil eden koşullardan bir diğeri olan, ürün veya hizmetleri tanımlayan işaretlerin tescil edilememesi kavramı gelecek sayımızda ele alınacaktır.

Diğer yazılar

neden ankara patent?
M. Kaan Dericioğlu Kişisel Blogu
ankara patent bilgi bankası
ankara patent haberler
Haber Listesine Üye Olun
E-Posta:

İŞBİRLİĞİ YAPILAN KURULUŞLAR

  • Adana ÜSAM
  • Bilkent Cyberpark
  • Derle Danışmanlık
  • Designnobis
  • Hacettepe Teknokent
  • Kobiline
  • Projes
  • Teknoloji Yatırım
  • Tengen