
Bir tarlada patentli bir ürün yetişirken; esen bir rüzgar, yağmur suları ya da kuşlar veya arılar yakınlarındaki bir başka tarladaki bitkilerin döllenmesine kolaylıkla sebep olabiliyor ve böylelikle oradaki ürünlerde değişiklik yapabiliyor.
Geçen hafta, Almanya’da EPO (Avrupa Patent Ofisi) önünde çiftçiler ve Greenpeace üyeleri, birleştirilen brokoli patenti ve domates patenti konularını, sebzelerin hiçbir zaman patente konu olmaması gerekliliğine vurgu yaparak protesto ettiler.
Konunun gündeme gelmesinin sebebi ise; EPO’nun genişletilmiş temyiz kurulunun, domates ve brokoli içerikli iki patent başvurusuna yapılan itirazlar üzerinde çalışıyor olması. Araştırdıkları ise; patent iddiasında bir doğal bir biyolojik üreme süreci mi var, yoksa teknik bir metot mu söz konusu? Teknik bir metot ise patent verilebileceğine karar verecekler. Yapılan açıklamaya göre bu yıl sonuna kadar karar verecek olan kurul, bitki ve hayvan çeşitlerini ve üretimini içeren buluş iddialarına patent verilmesi konusunu ise tartışmayacak.
Avrupa Patent Sözleşmesi 53b uyarınca, patent verilemeyenler kategorisinde; bitki ve hayvan çeşitleri ya da bitki ve hayvan üretiminde biyolojik işlemler belirtiliyor. Ama mikrobiyolojik işlemler ve ürünler hariç deniliyor. Şu an kurulun önünde yanıt bekleyen iki soru var.
EPO başkanının yaptığı açıklamaya göre; eğer bahsedilen teknik özelliğin çıkarılması üründe amaçlanan sonucu etkilemiyorsa, patent verilmesi söz konusu değil. İkinci soru büyük ihtimalle bu açıklama sebebiyle iletilmiş.
Kaygı uyandıran bu gelişmeler, bizi nasıl bir geleceğin beklediğine dair pek çok soruyu gündeme getiriyor. Bu geliştirilmiş sebzelerin doğallığını yitiriyor olmasının sağlığımıza etkilerinin ne olacağını bilemememizin yanı sıra, son zamanlarda bu konu çiftçiler için de hukuki problemler doğurmaya başladı. Çünkü bir tarlada patentli bir ürün yetişirken; esen bir rüzgar, yağmur suları ya da kuşlar veya arılar yakınlarındaki bir başka tarladaki bitkilerin döllenmesine kolaylıkla sebep olabiliyor ve böylelikle oradaki ürünlerde değişiklik yapabiliyor. Bu durumda çiftçi, hiçbir şey yapmadığı halde, patentten doğan haklara tecavüz davası ile karşı karşıya kalıyor. Üstelik, kendisi istemese de ürünleri doğallığını yitiriyor.
Tüketici tarafında, patentli ürünlerin sağlığımıza etkilerine ek olarak yankılanan ayrı bir kaygı da; bu ürünlerin çok yüksek fiyata satılma durumu ile karşı karşıya kalınacağı ve tüketicilerin alternatif ürün bulamayacağı.
Bizse bu noktada; her ne kadar bitki ve hayvan çeşitlerini ve üretimini içeren buluş iddialarına patent verilmesi konusunun görüşülmeyeceği açıklanmış olsa da, ortaya çıkan sorulara ilişkin cevapları merakla bekliyoruz.